




Konuşmalar önceki sayfa
17.12.2011 KARTEPE PERAKENDE ZİRVESİ PERAKENDE ÇALIŞTAYI
Perakende Sektörünün Değerli Temsilcileri,
Kıymetli Katılımcılar,
Perakende alanındaki farklı kesimlerden temsilcileri bir araya getiren, “Perakende Zirvesinde” sizlere hitap etmekten duyduğum memnuniyetle, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Perakende sektörü, tüm dünyada, gerek oluşturduğu ekonomik değerle, gerekse diğer sektörleri canlandırarak ekonomiye sağladığı itici güçle iktisadî hayatı doğrudan etkileyen bir sektördür.
- TÜİK verilerine göre, Ülkemiz Perakende Sektörü 2003 yılı cirosu 49 milyar dolar iken 2008 yılında 3 kat artarak 159 milyar dolara yani 218 milyar Liraya ulaşmıştır.
- Perakende alanında önemli danışmanlık firmalarının verilerine göre, Türk perakende sektörünün 2010 yılı cirosu 187 milyar dolardır.
- Bu rakamın 2014 yılında 250 milyar dolara ulaşacağı öngörülmektedir.
- Son 5 yılda perakende sektöründeki ciro artışı yüzde 54’tür. Aynı sürede Türkiye'nin milli gelirindeki artışın yüzde 40 olduğunu dikkate alırsak perakende sektörünün cirosu, Türkiye'nin gayrisafi hasılasından 14 puan daha fazla artmıştır.
Görüldüğü üzere, tek başına ele alındığında dahi bu piyasanın büyüklüğü gelişmekte olan birçok ülkenin milli gelirine denk gelmektedir.
Değerli Katılımcılar;
İçinde bulunduğumuz dönem özellikle gelişmiş ülkelerin ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya bulunduğu bir süreçtir.
2011 yılının özellikle ikinci yarısından itibaren hem bu yıla, hem de önümüzdeki yıllara dair ekonomik beklentiler, dünyada özellikle gelişmiş ülkeler açısından menfi bir görünüm sergilemektedir.
Bugün itibariyle baktığımızda, dünya ekonomisinin bu yıl ve gelecek yıl ortalama yüzde 4 oranında büyümesi bekleniyor.
Bununla birlikte gelişmiş ülkelerde büyüme oranlarının daha aşağı seviyelere indiğini görüyoruz.
Amerika Birleşik Devletleri’nde bu yıl yüzde 1,5, gelecek yıl yüzde 1,8; Avro Bölgesinde ise bu yıl yüzde 1,6, gelecek yıl ise yüzde 1,1’lik büyüme beklentisi söz konusudur.
TÜRKİYE EKONOMİSİ
Türkiye’ye gelecek olursak, hemen yanı başımızdaki Avrupa’da ve gelişmekte olan ülkelerde yaşanan sıkıntılara rağmen Türkiye istikrarlı bir büyüme eğilimini sürdürmektedir.
Dünyanın ekonomik krizle sarsıldığı bir dönemde, Türkiye yılın ilk yarısında yüzde 10,2 seviyesinde büyüme başarısı yakaladı.
- Son açıklanan verilere göre, ekonomimiz 2011 yılının ilk dokuz aylık döneminde reel olarak yüzde 9,6 oranında büyümüştür.
- Bu büyüme hızı ile Türkiye dünyanın en fazla büyüyen ekonomisi olmuştur.
- Artık OECD, Avrupa Birliği ve G20 ülkeleri arasında çok güçlü performans gösteren sayılı ülkelerden biri konumundayız.
- Türkiye ekonomisinin kaydettiği büyüme istihdamı arttırıcı bir etki yapmıştır.
- Pek çok ülkede işsizlik oranlarının yüksek seviyede seyrettiği bir dönemde, ülkemiz bu yılın üçüncü çeyreği itibariyle geçen yılın aynı dönemine göre ilave 1 milyon 689 bin kişiye istihdam sağlanmıştır.
- 2009 yılının ikinci yarısından itibaren ülkemizde işsizlik, dünyadaki yükselme eğiliminin tersine, düşmektedir.
- 2010 yılında %11,9’a düşen işsizlik oranı bu yıl yüzde 8,8’e gerileyerek son 10 yılın en düşük seviyesine ulaşmıştır.
- Satın alma gücü paritesine göre milli gelir sıralamasında yaklaşık 1 trilyon dolarlık Gayri Safi Yurt İçi Hasıla ile ülkemiz dünyanın en büyük ekonomileri arasında 16. sıradadır.
- 2003 yılından bu yana tavizsiz bir şekilde uyguladığımız mali disiplinin bir sonucu olarak kamu açıklarını da önemli oranda azalttık.
- Bu kapsamda, 2002 yılında Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya oranı %10 olan kamu açığı, 2006 yılında fazlaya dönmüştür.
- 2009 yılında küresel ekonomide yaşanan finansal krizin etkisiyle %5,1 seviyesine yükselen kamu açığı, krize karşı alınan tedbirlerin kararlılıkla uygulanması ve ekonomideki hızlı toparlanma sonucunda 2010 yılında %2,3 seviyesine gerilemiştir.
- Genel ekonomik tablo paralelinde kamunun borçlanma ihtiyacının azalmasıyla, bankacılık sistemimiz de mali aracılık fonksiyonunu daha fazla yerine getirmeye başlamıştır.
Bunun bir göstergesi olarak, 2002 yılında toplam varlıklarının %23’ünü kredi olarak kullandıran bankalar, 2011 yılı Nisan ayı itibarıyla varlıklarının %53,7’sini kredi olarak kullandırmıştır.
- Aynı dönemde, 36 milyar Dolar olan dış ticaret hacmi, 130 milyar dolara çıkmış, cari açığın Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya oranı düşmeye başlamıştır.
Türkiye aldığı bu mesafeyi sanayicisiyle, iş adamıyla, tüccarıyla, ihracatçısıyla yani sizlerle birlikte, sizlerin sayesinde katetmiştir.
Ancak biz bu başarıyla yetinmiyoruz ve hükümet olarak cumhuriyetimizin 100. yılı olan 2023 yılında;
- Dünyada ilk 10 ekonomi arasında yerini almış,
- 500 milyar dolarlık ihracat potansiyeline ulaşmayı başarmış,
- Üretim yapısını; daha fazla katma değer üreten, daha yüksek teknoloji kullanan, ihracat odaklı bir yapıya dönüştürmeyi gerçekleştirmiş bir Türkiye hedefledik,
gibi hedefler belirledik.
PERAKENDE SEKTÖRÜ
Perakende ticaret, sürdürülebilir ekonomik kalkınma için önemli bir sektördür.
Bu itibarla, perakende hizmetleri, binlerce ürün tedarikçisi ve tüketiciler arasında cereyan eden, modern ekonominin önemli bir aracı konumundadır.
Türk perakende sektörü; %40’ı 20-45 yaş aralığında olan Ülkemiz genç nüfusu ile, ekonomik büyümesi ve tüketim potansiyeli ile özellikle yabancı yatırımcılar tarafından ilgiyle takip edilmektedir.
Bu anlamda, daha iyi işleyen perakende sektörünün, büyüme ve istihdam açısından öncü bir sektör olacağı açıktır.
Dolayısıyla perakende, ihmal edilemeyecek ve her fırsatta desteklenmesi gereken bir sektördür.
Bizler, bir ülkenin en önemli zenginliğinin girişimciler olduğuna ve bir ülkenin girişimciler eliyle zenginleşeceğine inanıyoruz.
Devlet olarak bizim görevimiz; sizlerin önünüzdeki engelleri kaldırmak, zorluklar karşısında size destek vermektir.
ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ
Değerli Katılımcılar,
Bizde alışveriş kültürü çok eskidir.
Büyük çarşıları, bedestenleri, hanları, kervansarayları yaşadığımız, bulunduğumuz tüm coğrafyalarda inşa etmişiz.
Bu çarşılar, aynı zamanda, o kentteki, bölgedeki hayat biçimi hakkında bize ipuçları verir.
Aynı zamanda bu çarşıların kendine özgü esnafını ve tüketiciyi koruyan bir yapısı vardı.
Diyarbakır’da Hasan Paşa Çarşısı, Saraybosna’daki Başçarşı bizim ticari kültürümüzün bir yansımasıdır.
İstanbul’un Kapalıçarşısı, Mısır Çarşısı dünyanın ilk alışveriş merkezi örnekleridir.
Kapalıçarşı'nın temeli 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından atılmıştır.
Geçmişte burası; her sokağında belirli mesleklerin yer aldığı ve bunların da, el işi imalatının sıkı denetim altında bulundurulduğu, ticari ahlak ve törelere çok saygı gösterilen bir çarşı idi.
En büyük ve en eski alışveriş merkezi, en gizemli ve görkemli yerlerinden biri olan Kapalıçarşı yüzyıllar önce banka gibi çalışmış, adeta ekonominin kalbi olmuştur.
Ancak bir yandan da unutmamak gerekir ki bu çarşıların kendilerine özgü bir kimlikleri vardır.
Günümüzde alışveriş merkezleri tüketim kültürünün sembolüyken geçmişte çarşılar, bedestenler aynı zamanda üretim merkezleriydi.
Toplumların ekonomik, siyasal ve kültürel alanlarda geçirdiği dönüşüm; içinde yaşanan mekânın şekillenmesinde oldukça etkilidir. Dünün bedestenleri, bugünün marketleri, alış veriş merkezleri olmuştur.
- Türkiye'de 2002'de 60 olan alışveriş merkezi sayısı şu anda 298’dir,
- 2013'de ise bu rakamın 360'a ulaşması öngörülmektedir.
- Organize perakende sektörünün çalışan sayısı 2005 yılında 280 bin kişi iken, 2011’de 600 bin kişiye ulaşmıştır.1
- 5 yılda yaşanan yüzde 100’ün üzerindeki artış, sektörün büyüme potansiyeli kadar uzun vadeli istihdam politikasını da yansıtmaktadır.
Bu durum Türkiye’nin ekonomisindeki son yıllardaki olumlu gelişmeyi gösteren bir arz-talep buluşmasıdır.
Organize perakende sektöründeki bu büyümenin, sosyal ve ekonomik açıdan diğer sektörler üzerinde müspet ve menfi birtakım etkileri vardır.
Alışveriş merkezleri ve büyük mağazalar;
- Ticaret hacminin artması,
- Kayıt dışılığın önüne geçilmesi,
- Vergi kayıplarının önlenmesi,
- Kayıtlı istihdam ile işçi sağlığı ve güvenliğinin temin edilmesi
gibi konularda ekonomimize önemli katkılar sağlamaktadır.
Ancak, ülkemizde organize perakende alanındaki hızlı büyüme;
- Trafik,
- İmar sorunları,
- Üretici ve tedarikçilerin mağduriyetleri
gibi sorunları da beraberinde getirmektedir.
Önümüzdeki süreçte alışveriş merkezleri ve mağazaların önemi artarak devam edecektir.
Ancak insanların alışveriş etme biçimlerinin değişmesiyle birlikte perakende sektöründe de gelişmeler yaşanacaktır.
Elektronik ticaret giderek büyüyen ve gelişen bir alandır.
Türkiye İstatistik Kurumumuzun 2011 yılı verilerine göre;
- Türkiye genelinde hanelerin %43’ü internet erişim imkânına sahiptir.
- 16-74 yaş aralığında internet kullanıcılarının %90’ı, internetten düzenli olarak faydalanmaktadır.
- Geçtiğimiz yıl internet kullanıcılarının %15’i internet üzerinden mal ve hizmet alımı gerçekleştirirken, bu yıl bu oran %19’a yükselmiştir.
Bu doğrultuda, önemi günden güne artan elektronik ticaretin hukuki alt yapısını oluşturmak üzere gerekli adımları attık.
- Önümüzdeki dönemde elektronik ticarete ilişkin yasayı da ülkemize kazandıracağımızı burada söylemek istiyorum.
KONUNUN HUKUKİ BOYUTU VE BU YÖNDEKİ ÇALIŞMALAR
Hükümet olarak konunun tüm yönlerini görmek ve tüm tarafların çıkarlarını hakkaniyet ve hukuk devleti ilkesi çerçevesinde korumak mecburiyetinde ve amacındayız.
- Yapacağımız düzenlemeler ile öncelikle bakkal, manav, kasap gibi geleneksel perakendeci kesimin işsizlik problemi ile karşı karşıya kalmaması için bir takım tedbirler öngörmekteyiz.
- Alış-veriş Merkezlerinin imar planlarında ayrılmış alanlarda veya uygun alanlarda kurulmaları doğru bir uygulama olacaktır.
Bu sayede çevre kirliliği ve trafik yoğunluğunun da önüne geçeceğiz.
- Ayrıca, konuyla ilgili temel yaklaşımlarımızdan biri de, büyük marketlerde gerekli standartlardaki yerel markalara özel bölüm ayrılmasıdır.
Bu sayede, yerel üretim kapasitesini desteklemeyi de hedefliyoruz.
- Yapılacak düzenlemelerin hedeflerinden bir diğeri de; Rekabet Kurumu’nun da üzerinde hassasiyetle durduğu, perakende ve üretim sektöründe tekelleşmeye giden yoğunlaşmaların kaldırılması ve haksız rekabetin önlenmesidir.
Bu konuyla ilgili düzenlemelerimiz;
- Ekonominin gerçekleri,
- Üretici kesimin üretimin devamı için ihtiyaç duyduğu talepler,
- Tüketicilerin ekonomik çıkarları ile sağlık ve güvenlikleri
üzerine kuruludur.
Yapılacak düzenlemenin etkileyeceği kesim oldukça geniştir.
Bu nedenle tüm tarafların haklarının toplumsal ortak çıkarlar paydasında korunması için ilgili tüm paydaşların bu sürece aktif katılımını son derece önemsiyoruz.
BU ALANDA BAKANLIĞIN YAPTIĞI DÜZENLEMELER
640 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na organize perakende ticarete yönelik düzenlemeler yapma görevi verilmiştir.
Bu doğrultuda, Bakanlığımızca çeşitli çalışmalar yürütülmektedir.
- Bakanlığımızın ilgili kuruluşu olan Rekabet Kurumu tarafından sektörde yaşanan rekabet sorunlarının tespitine yönelik olarak “Türkiye Hızlı Tüketim Ürünleri Perakendeciliği Sektör İncelemesi Çalışmalarına” başlanmıştır.
Bu itibarla, Rekabet Kurumu’nun sektöre yönelik çalışmaları ve sektördeki tüm kesimlerin talepleri dikkate alınarak, organize perakende sektörünü düzenlemeye yönelik çalışmaları mümkün olan en geniş katılımla yapmak istiyoruz.
Sektörde yer alan ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşlar ile meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşlarının belirlenerek bir çalışma grubu oluşturulacaktır.
Böylece sektörde yer alan tarafların ne gibi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirleyerek; adil ve etkin bir rekabet ortamının tesis edilmesini sağlayacak bir düzenlemeyi hayata geçirmeyi planlıyoruz.
Bu çalışmalarda sizlerin desteğiniz ve işbirliğiniz son derece önemlidir.
Perakende zirvesine katkıda bulunan herkese teşekkür ediyor, hepinize gönülden sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
1 Kaynak: AMPD 2010 yılı gelişmeleri ve 2011’den beklentiler.