




Konuşmalar önceki sayfa
12.01.2012 İSTANBUL TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI, İSTANBUL
Değerli Meclis Üyeleri,
Kıymetli Misafirler;
İstanbul Ticaret Odası’nın Meclis toplantısında aranızda olmaktan büyük mutluluk duyuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
İstanbul Ticaret Odası Türkiye’nin en eski ve köklü ticaret odalarından biridir.
"Dersaadet Ticaret Odası" ismiyle 14 Ocak 1882 tarihinde ilk toplantısını yaparak kurulan İstanbul Ticaret Odası’nın kuruluşunun 130’uncu yılına rastlayan günlerde aranızda olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.
Oda’nın ilk başkanı Aristakes Azaryan Efendi’den bugüne Sayın Murat Yalçıntaş da dâhil olmak üzere 22 başkan ve üyelerini bu vesileyle saygıyla, şükranla yâd ediyorum.
İstanbul Ticaret Odası bugün 300 bini aşan üyesiyle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da en büyük Ticaret Odalarından biridir.
Hem bu tarihi geçmişi, hem de çalışmalarıyla İstanbul Ticaret Odası’nın ülkemizin ekonomisine katkısı bakımından son derece özel bir yeri vardır.
İstanbul’un nabzını tutan bir kuruluş; Türkiye’nin, Avrupa’nın ve hatta dünyanın nabzını tutuyor demektir.
İstanbul bir şehirden çok ötedir. Burası Türkiye ekonomisinin kalbi, Avrupa’nın ve dünyanın da önemli ticari merkezlerinden biridir.
Napolyon Bonapart’ın dediği gibi; “Dünya tek bir ülke olsaydı, şüphesiz başkenti İstanbul olurdu”.
İSTANBUL’UN EKONOMİDEKİ YERİ
Geleceğe dönük olarak bizim hedefimiz de arzumuz da İstanbul’un dünyanın önemli finans merkezinden biri olmasıdır.
Mayıs 2010 tarihli "İstanbul Uluslararası Finans Merkezi İdari Yapılanması" konulu Başbakanlık Genelgesi de İstanbul’un Uluslararası Finans Merkezi olması hedefine yönelik Hükümetimizin kararlılığının bir göstergesidir.
Sayın Başbakanımızın da ifade ettiği gibi “İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Projesi” aslında bir Türkiye projesidir.
İstanbul’un dış dünya ile irtibat noktalarını kuvvetlendiriyoruz.
Kentin 2 havaalanını desteklemek için yeni bir hava alanı öngörüyoruz.
Kruvaziyer limanlar, iki kent, Kanalistanbul gibi dünya çapında projelerle İstanbul gelecekte de dünyanın önemli şehirlerinden biri olmaya devam edecektir.
Bugün İstanbul ekonomisi 127 ülkenin ekonomisiyle boy ölçüşüyor.
145 milyar dolarlık ekonomisiyle dünya ticaretine yön veren en büyük ekonomiye sahip ilk 100 şehir içinde İstanbul 34’üncü sırada yer alıyor.1
İstanbul, Avrupa’nın ihracat ve ithalat kapısıdır.
İstanbul boğazı dünyanın en önemli geçiş yollarından biridir.
Kentin dünya ile 24 saat iletişimi var. İstanbul, Afrika ve Orta Doğu’ya açılmak isteyen firmalar için önemli fırsatlar sunan bir merkez.
Hem Türkiye hem de Türk Cumhuriyetleri, Rusya, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Balkanlarda iş yapmak isteyen çok sayıda firma için, Türkiye ve özellikle de İstanbul bölgenin merkezi konumundadır.
Microsoft, Coca-Cola, Pepsi, Unilever, Ceva Lojistik, Intel gibi devler, onlarca ülkedeki birimlerini buradan yönetiyor.
İstanbul, 2010’da bir önceki yıla göre yüzde 5,5 oranında artan geliri ve yüzde 7,3’lük istihdam artışı ile dünyanın en hızlı büyüyen kenti seçildi.2 Bu araştırmada dünya genelinde en büyük ekonomiye sahip 150 şehir arasında ilk sırada yer aldı.
İstanbul, en çok ihracat yapan şehrimizdir.
Ülkemizin 134,6 milyar dolar olan 2011 yılı ihracatının 59 milyar 49 milyon dolarlık kısmı yani yüzde 44’ü İstanbul’da gerçekleşmektedir.
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde İstanbul’da 16 gümrük müdürlüğü hizmet vermektedir.
Hedefimiz İstanbul’u ve Türkiye’yi dünyanın en kolay, en güvenli ve en hızlı ticaret yapılan merkezi haline getirmektir.
DÜNYA EKONOMİSİ
Dünya ekonomisi özellikle de Avrupa ekonomisi sıkıntılı bir dönemden geçmektedir.
Birçok iktisatçıya göre dünyada “1929 Büyük Buhranın”a çok benzer bir ekonomik durum söz konusudur.
- Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre; 2010’da dünya ticaret hacmi %14,5 artarken, 2011 yılında bu rakamın % 6,5 civarında olduğu tahmin edilmektedir.
- Avrupa Birliği Komisyonu’nun en son tahminlerine göre önümüzdeki dönemlerde Avro Bölgesi ekonomisinde neredeyse sıfır büyüme beklenmektedir.
- Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü OECD'nin son tahminlerine göre ise Avro Bölgesi ekonomisinde 2012 yılının ilk yarısında daralma, sonraki dönemlerde ise büyümenin çok zayıf seyretmesi öngörülmektedir.
Avro Bölgesi’ne ilişkin düşük büyüme beklentilerine paralel olarak küresel büyüme beklentileri de giderek bozulmaktadır.
- Uluslararası Para Fonu'nun Eylül ayındaki tahminlerine göre; 2012 küresel büyüme oranı yüzde 4 seviyesindeydi.
- Kasım ayındaki OECD tahminlerine göre ise bu oran 2011'de yüzde 3.8, 2012 yılında ise yüzde 3.4 olarak öngörülmektedir.
TÜRKİYE EKONOMİSİ
Ülkemiz, yaklaşık 1 trilyon dolarlık Satın Alma Gücü Paritesine göre Gayri Safi Yurtiçi Hasılası (GSYH) ile 2010 yılında, Dünya’nın 16’ncı, Avrupa’nın ise 6’ncı büyük ekonomisi konumundadır.
- Ülke olarak 2011 yılının ilk dokuz ayındaki %9,6’lık büyüme oranıyla Çin’i de geride bırakarak dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi olduk.
- 2011 yılındaki ortalama büyüme rakamımızın yüzde 7,5-8 civarında olmasını öngörüyoruz.
- İstihdam rakamlarına baktığımızda; 2011’in üçüncü çeyreğinde işsizlik oranı son 10 yılın en düşük seviyesine, yüzde 8,8’e gerilemiştir.
- Bu da 1 milyon 700 bin kişiye istihdam imkânı demektir.
- Oysa dünyada 2010 ve 2011 yılında, yaşanan ekonomik toparlanmaya rağmen pek çok ülkede işsizlik oranı artmıştır.
- İşsizlik oranı İspanya’da %20,1’e, İrlanda’da %13,7’ye, Yunanistan’da %12,6’ya yükselirken, Avrupa Birliği ortalaması %9,6’ya çıkmıştır.
Ekonomik alanda yıllardır sizlerin de takip ettiğiniz gibi Kamu Maliyesi alanında disiplinden asla taviz vermedik.
- 2010 yılında yüzde 3,3 olarak gerçekleşen Genel Yönetim Bütçe Açığımızın Milli Gelire Oranının 2011 yılında yüzde 1,3 olmasını bekliyoruz. Çoğu Avrupa ülkesine kıyasla bütçe açığımız son derece düşüktür.
- Borcun milli gelire oranı Avro Bölgesinde 2010 yılı itibariyle yüzde 85,4 ve Avrupa Birliğinde ise yüzde 80,2’dir.
- Bizde ise bu oran sadece yüzde 42,2’dir. Biz, bu oranı 2014’e kadar yüzde 32’ye indirmeyi hedefliyoruz.
- Avrupa Birliği İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilere göre; Avrupa Birliği’nin 27 ülkesinin kamu borç stokunun milli gelire oranının ortalaması, 2010 yılında %80’e ulaşmıştır.
- AB’ye üye ülkelerin 14’ünde ise bu oran Maastricht Kriteri olan %60’ın üstündedir.
- Uluslararası Para Fonu’na (IMF) olan borç stokumuz 2002 yılında 16,2 milyar SDR iken, 2010 yılı için bu rakam 3,6 SDR’dir3.
2013’te bu borç stoğunu tamamen sıfırlamayı planlıyoruz.
- Ekonomik alanda yaşanan bu olumlu gelişmeler neticesinde, Merkez Bankası’nın verilerine göre, sadece 2005-2010 döneminde ülkemize toplamda 90 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye girişi olmuştur.
Bu da Cumhuriyet tarihinin “Doğrudan Yabancı Yatırım” rekorudur.
CARİ AÇIK
Göreve başladığımız 2002 yılında 87,6 milyar dolar olan dış ticaret hacmimiz 3,5 kat artarak 2010’da 300 milyar dolara ulaşmıştır.
Yurtiçi tüketim ve yatırım talebinin güçlü seyri ile üretimin aramalı ithalatına yüksek bağımlılığı nedeniyle ithalatın hızlı artması, ihracat artışının ise geleneksel ihracat pazarlarımızdaki iç talebin zayıf seyretmesi sonucunda, dış ticaret açığında artış meydana gelmektedir.
Bu konuda hükümet olarak gerekli tedbirleri aldık:
- Yatırım ortamının iyileştirilmesi ile ilgili eylem planı uygulamalarına devam ediyoruz,
- Kayıt dışılıkla mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyoruz,
- İhracata dönük üretim, girdi, tedarik ve ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi stratejilerine ilişkin çalışmaları tamamlıyoruz,
- Enerjide dışa bağımlılığı azaltacak yönde planlamalar yapıyoruz,
- AR-GE ve yenilikçiliğin geliştirilmesine yönelik programları etkin bir biçimde uygulamaya devam ediyoruz.
Değerli Meclis Üyeleri;
Biz bugüne kadar iş dünyasıyla, sivil toplumla, sosyal taraflarla beraberce yakın bir çalışmayla, istişareyle kararlar aldık ve politikalar uyguladık.
Bu yakın diyaloğumuz önümüzdeki dönemde de devam edecektir.
Tüm dünya ekonomilerinin olumsuz olarak etkilendiği bu dönemde ülkemiz, özellikle son 9 yılda sağladığımız siyasi istikrar ve güven ortamıyla birlikte ekonomik alanda büyük ve kalıcı başarılar elde etmiştir.
Biz, bu başarıların uzun vadeli politikalarla kalıcı olacağını biliyoruz.
Bu nedenle belli alanlarda yapısal dönüşümün devam ettirilmesi Hükümetimizin temel öncelikleri arasında yer almaktadır.
GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI
Bu çerçevede büyüyen ekonomimizin ihtiyaçları doğrultusunda Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde ticaret ile gümrük işlemlerini birleştirdik.
Böylece haksız rekabetin önlenmesi, maliyetlerin düşürülmesi, ticaretin etik kurallar çerçevesinde yapılması bakımından daha etkin bir işleyişi sağladık.
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yeni yapısıyla; ülkemizi, dünyanın en kolay ve en güvenli ticaret yapılan ülkelerinden biri haline getirme hedefi ile yola çıkmıştır.
Değerli Meclis Üyeleri;
Ticaretin kolaylaştırılmasına, gümrük ve ticaret işlemlerinin basitleştirilmesine, kayıt dışılığın azaltılmasına, tüketici haklarının korunmasına yönelik kısa, orta ve uzun vadede hayata geçirmeyi planladığımız projelerden bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
GÜMRÜK VE TİCARET KONSEYİ
Gümrük ve ticaret politikalarının oluşturulması, uygulanması ile ilgili görüş bildirmek, bu konularda araştırma ve çalışmalar yapmak üzere danışma organı niteliğinde görev yapacak “Gümrük ve Ticaret Konseyi”ni hayata geçiriyoruz.
Konseyin hedefleri şunlardır;
- Uluslararası gelişmeleri ve ülke şartlarını gözeten,
- Katılımcılığa dayanan,
- Uzlaşmayı esas alan,
- Esnek ve hızlı karar alabilen,
- Değişimi ve yenilikleri önceden fark ederek, sonuç odaklı çalışma kültürünü benimseyen,
- Objektif esaslara göre görüş ve önerilerini oluşturan,
- Tüm paydaşlarının güvendiği saygın bir kurum ve danışma organı olmak.
- Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın hizmet sunduğu alanlardaki tüm paydaşlarımız konseyde temsil edilecektir.
GÜMRÜK ANTREPOLARI LOJİSTİK MERKEZ OLUYOR
Gümrük Antrepolarının Perakende Sektörüne Hizmet Veren Lojistik Dağıtım Merkezlerine Dönüşümü”nü sağladık.
Ekonomi Bakanlığınca yerli sanayiciyi korumak amacıyla hazır giyim ve dokuma kumaşlarında %40’lara varan oranlarda ek gümrük vergisi niteliğinde geçici bir önlem getirilmişti.
Bu uygulama yurt dışında ürettikleri ürünleri önce ülkemize vergilerini ödeyerek ithal eden ve daha sonra ülkemizde serbest dolaşımda bulunan diğer eşya ile birlikte paketleyerek yurt dışına gönderen marka sahibi şirketleri olumsuz etkiledi.
Rakamlarla bu durumu izah edersek;
- 2010 yılında yalnızca kendi kullanımı için 6 milyar dolar civarında tekstil ürünü ithal eden ve bunun yarısını yani 3 milyar dolar tutarındaki kısmını ihraç eden perakende sektörü için yaklaşık 1,5 milyar dolarlık bir vergi maliyeti ortaya çıktı.
- Bu vergi maliyetinin ortadan kaldırılması amacıyla hazırlanan Perakende Sektörü Eylem Planı kapsamında, Gümrük Yönetmeliği’nde değişiklik yaptık.
- Antrepo rejimi ile; eşyanın gerek antrepoda gerekse antrepo dışında, firma sahibinin fabrika sahası veya paketleme ünitesinde, paketleme ve birleştirme gibi işlemlere tabi tutulmasına imkan sağladık.
- Ayrıca, serbest dolaşımda bulunmayan eşya ile paketlenmesini mümkün hale getirdik.
- Bu itibarla, perakende sektöründe yer alan firmalarımız yurt dışından getirilen eşyanın ithalatını yapmaksızın, milli eşya ile birleştirerek kendi paketleme ünitesinden doğrudan transit ticarete konu edebilmekte, A.TR dolaşım belgesi düzenleyerek Avrupa Birliği ülkelerine gönderebilmektedir.
- Türkiye genelinde 560 genel ve 624 özel antrepo olmak üzere toplam 1184 antrepo bulunmaktadır.
YERİNDE GÜMRÜKLEME
Yerinde gümrükleme; eşyanın gümrük sahasına gelmeden, işlemlerin doğrudan dış ticaret erbabının kendi depolarında veya antrepolarında yapılmasını sağlayan bir gümrükleme usulüdür.
- Bu uygulama ile eşyanın gümrük sahasında muayene ve kontrol işlemi için tutulması, burada boşaltılması ve yüklenmesi gibi işlemleri ortadan kaldırıyoruz.
- Gümrük idaresinin eşyayı kontrol etmek istemesi halinde ise, kuracağımız mobil gümrük ekipleri bu kontrolleri ticaret erbabımıza ait tesislere giderek gerçekleştirecektir.
- Bu uygulamanın dış ticaret erbabımıza sağlayacağı en önemli kolaylıklardan biri de, eşyanın 7 gün 24 saat ihraç edilme imkânını sağlamasıdır.
- Bunun için gümrük idaresine Beyanname vermek yerine elektronik ortamda basit bir bildirimde bulunulması yeterli olacaktır.
- Yine, bu uygulama kapsamında, dış ticaret erbabımız bir ay içerisinde gerçekleştirdiği tüm işlemlere ilişkin olarak, ayda bir kez gümrük beyannamesi verecek ve gümrük vergilerini de ayda bir kez toplu olarak ödeyecektir.
Böylece ticaret erbabına önemli bir finansman kolaylığı sağlamış olacağız. YETKİLENDİRİLMİŞ YÜKÜMLÜ UYGULAMASI
Bu sistemde firmalara; inceleme süreci sonunda özel bir statü ve sahip oldukları güvenilirlik seviyeleri ile paralel olarak birtakım imtiyazlar tanınmaktadır.
- Ayrıca, uluslararası anlaşmalarla tesis edilen karşılıklı tanımalar yoluyla, bu firmaların yabancı ülke gümrük idarelerinde de ayrıcalıklı muamele görmektedir.
- Sistemin temel mantığı; dış ticaret işlemlerinin “basitleştirilmesi” ile, “güvenliğin artırılması ve kontrol” arasındaki dengenin tesis edilmesidir.
YENİ BİLGİSAYARLI TRANSİT SİSTEMİ (NCTS)
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak uluslararası ticaret işlemlerinin daha hızlı, verimli ve etkin bir şekilde tamamlanması amacıyla, Yeni Bilgisayarlaştırılmış Transit Sistemi (NCTS) ve yeni özet beyan-varış/çıkış bildirimi çalışmalarını nihai aşamaya getirdik.
NCTS, arz zinciri içerisinde önemli bir unsur olan transit işlemlerinin elektronik olarak yürütülmesi ve sonlandırılmasını sağlayan, Avrupa Birliği’nin bilgisayarlı transit sistemidir.
NCTS ve yeni özet beyan uygulamalarının tüm ülkede yaygınlaştırılması ile birlikte, özet beyan ve transit rejimine ilişkin olarak mer’i Gümrük Yönetmeliği’nde yer alan esaslar uygulanır hale gelecektir.
Ayrıca NCTS uygulaması ile yükümlüler veri girişi salonlarına gelmeden internet üzerinden transit beyannamesi tescil edebilecektir.
ORTAK TRANSİT
Türkiye’nin 1 Temmuz 2012 tarihinde Ortak Transit Sözleşmesi ile birlikte Tek İdari Belge Sözleşmesine taraf olması AB Komisyonunca öngörülmekte, çalışmalarımız bu kapsamda devam etmektedir.
Ülkemiz Ortak Transit Sözleşmesine taraf olduktan sonra AB veya EFTA ülkelerine yönelik taşımalarda ülkemizdeki hareket gümrük idaresinde düzenlenen transit beyannamesi (T1) ile eşya AB veya EFTA ülkesindeki varış gümrük idaresine kadar tek bir transit beyanı ve tek bir teminat ile taşınabilecektir.
Aynı şekilde bir AB veya EFTA ülkesinden gelen eşya da tek bir beyan ve tek bir teminat ile Türkiye’deki varış gümrük idaresine kadar taşınabilecektir.
Ülkemiz içerisindeki transit taşımalarda da yine NCTS sistemi kullanılacaktır.
- “Ortak Transit” ile Avrupa Birliği'ne yönelik taşımalarda, belge maliyeti olmaksızın ve alternatiflerine göre daha düşük maliyetle teminat kullanarak transit işlemleri yapılacaktır.
- Nakliyecimiz, gerek Türk gümrük idarelerinde gerekse AB gümrük geçişlerinde daha az işlemle karşılaşacaktır.
- Ayrıca nakliyecilerimiz elektronik beyanı her aşamasında izleyip, taşıma sürecini takip edebilecektir.
KÂĞITSIZ GÜMRÜK ve TEK PENCERE SİSTEMİ
“Kâğıtsız beyan” ile gümrüklerde iş yapma şeklini tamamen değiştiriyoruz.
- Kâğıtsız Beyan; Gümrük idaresince güvenilirliği onaylanmış firmaların, gümrük beyannamesini elektronik ortamda gümrüğe sunmasıdır.
Beyannameye eklenmesi gereken belgeler, sonradan kontrol edilmek üzere firmalar tarafından muhafaza edilecektir.
- İhracatta mavi hattan yararlanan yani “Onaylanmış Kişi Statüsü”ndeki yaklaşık 800 firma hali hazırda bu imkandan yararlanmaktadır.
Bakanlığımızın “kâğıtsız beyandan” sonraki hedefi, gümrük beyannamesine eklenen elektronik ortamdaki taranmış belgeleri de tamamen kaldırmaktır.
Böylece gümrük işlemlerini kâğıtsız ve insansız bir ortamda uygulanır hale getiren "tek pencere" uygulamasına geçeceğiz.
Tek pencere uygulaması dış ticaret erbabımıza ne kazandıracak?
Ticaret erbabımızın izinlerle, uygunluk belgeleriyle kaybettiği zamanı minimuma indireceğiz, maliyetlerini azaltacağız.
Tüm kurumlar, gümrük işlemleri sırasında istenen belgeleri doğrudan Gümrük ve Ticaret Bakanlığının sistemine elektronik ortamda gönderecekler.
- “Dünya Bankası ve Uluslararası Finans Kurumu, “İş Yapabilirlik 2011 Raporu’nda, Bakanlığımızın “kâğıtsız gümrük” projesine yer vermiştir.
Raporda; “bu projenin ticaret erbabına hız kazandırmasının yanı sıra firma başına yıllık ortalama 5 bin dolar maliyet düşüşü sağladığı” ifade edilmiştir.
GÜMRÜK İŞLEMLERİNİN AZALMASI ve EKONOMİYE KATKISI
Gümrüklerde gerçekleştirdiğimiz tüm bu yeni düzenlemelerle ithalat ve ihracat işlemlerini kolaylaştırmayı hedefliyoruz.
- Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın (APEC) 2006 yılında yaptığı bir araştırmaya göre; eşya ticareti işlem maliyetlerindeki %5’lik azalma, Gayri Safi Hasılada %1’lik artış sağlamaktadır.
- Dünya ticaretinde maliyetlerin yaklaşık %15’ini gümrük işlemleri oluşturmaktadır. OECD tarafından yapılan bir araştırmaya göre bu orandaki %1’lik bir azalma dünya ekonomisine yaklaşık 40 Milyar Dolarlık bir katkı sağlamaktadır.
- Ayrıca, Dünya Bankası ve Uluslararası Finans Kurumu tarafından bu yıl 8’incisi yayımlanan, 183 ülkenin iş ortamı ile ilgili bilgilerin yer aldığı “İş Yapabilirlik 2011” Raporu’nda; bir ülkede ihracat maliyetlerindeki %10’luk azalmanın, ülkenin toplam ihracatında %4,7’lik artış sağlayacağı belirtilmektedir.
- Başka bir araştırmada ise; 4 günlük bekleme süresinin mamûl ürünler için, gümrük vergilerine eşit bir maliyeti olduğu saptanmıştır.4
Gümrükler; ülkenin teşebbüs gücünü, rekabetini arttıran yerlerdir.
Biz de bu noktadan hareketle; Dünyanın en iyi, en güvenli ve en hızlı gümrük idarelerini oluşturarak, müteşebbislerimizin rekabet gücünü arttırmayı hedefliyoruz.
Buna paralel olarak da işin ticaret kısmında da Türkiye’yi dünyanın en hızlı, kolay ve güvenilir ticaret merkezi haline getirmek üzere planlamalarımızı yapıyoruz.
YENİ TÜRK TİCARET KANUNU
Meclisimizde mutabakatla kabul edilerek yasalaşan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecektir.
Kanun, ülkemiz ekonomisinin başarılı yükseliş grafiğini ve sürdürülebilir büyümeyi devam ettirmek için ihtiyaç duyulan düzenlemeleri kapsamaktadır.
Getirdiği yenilikler ve düzenlemeler çerçevesinde devrim niteliğinde sayılacak Yeni Ticaret Kanunu ile hedeflerimiz şunlardır:
- Yatırım ve iş yapma ortamını iyileştirmek,
- Şirketlerimizde kurumsal yönetim ilkelerinin benimsenmesi sağlamak,
- Kayıt dışılığı önlemek,
- Şeffaflığın ve hesap verilebilirliği sağlamak,
- Bilgi toplumuna uygun hizmetleri ön plana çıkartmak.
Bu kanun ile şirketler elektronik ortamda 5 dakikada kurulabilecektir.
Tek kişiyle şirket kurulması mümkün olacaktır.
Halen mevzuatımızda bulunmayan Şirketler Topluluğu Hukuku ve Bağımsız Denetim ilk defa düzenlenen alanlar olarak bu kanunda yer almıştır.
MERKEZİ SİCİL KAYIT SİSTEMİ (MERSİS)
Yeni Ticaret Kanunu ile; ticaret ve hizmet sektöründe faaliyet gösteren tüm gerçek ve tüzel kişilere ilişkin verileri birleştirerek Merkezi Kayıt Sicil Sistemi’ni kuruyoruz.
- Bu sistem ile ticari alanda faaliyet gösterecek gerçek ve tüzel kişilerin her birinin bir ticari kimlik numarası olacak.
- Böylece tüm iş, işlem ve faaliyetlerin bu yazılım üzerinden izlenmesi imkânına kavuşacağız.
- Bu sistemdeki verilerin ilgili tüm kuruluşlar tarafından kullanılması mümkün olacaktır.
- Mersin’de proje pilot uygulama çalışmalarımız devam etmektedir.
- 2012 yılında tüm ticaret sicil memurluklarının sisteme dâhil edilmesini hedefliyoruz.
Bu yapılanlar, sistemin birinci aşamasını oluşturmaktadır.
İkinci aşamada ise uygulamanın kapsamını genişleteceğiz.
- Esnaf, serbest meslek erbabı, meslek örgütleri, sendikalar, odalar, birlikler ve bunların üst kuruluşları, kamu kurum ve kuruluşları ve apartman yöneticiliği gibi diğer gerçek ve tüzel kişileri de kapsayacak şekilde ülke genelindeki tüm ekonomik birimlerin sisteme dâhil olması ve tek ortak numara ile bilinir olmaları sağlanacaktır.
HAL KANUNU
Kamuoyunda hal kanunu olarak bilinen 5957 sayılı “Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun” 1 Ocak 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
5957 sayılı kanun ile sebze ve meyve ticaretinde tespit ettiğimiz israf ve kayıt dışılığa çare olacak düzenlemeler getiriyoruz.
2010 yılında üretilen yaklaşık 42 milyon 600 bin kilo sebze ve meyvenin toplam işlem değeri 58 milyar Liradır.
Üretilen sebze ve meyvenin yaklaşık % 5’i ihraç edilmekte, kalan % 95’lik kısmı ise ülke içinde tüketilmektedir.
Ancak bu toplam üretim miktarının %25’i, yani 15 milyar liralık kısmı tüketim merkezlerine ulaşmadan zayi olmaktadır.
İç pazara sürülen sebze ve meyve miktarının ancak % 30’u hallerde işlem görmekte, kalan % 70’lik kısmı ise kayıt dışı olarak pazarlanmaktadır.
Diğer bir ifade ile, Hallerde işlem görmesi gereken miktar yaklaşık 33 milyar TL’dir. Ancak, bu 33 milyarın %70’i kayıt dışı olarak alınıp satılıyor, bu da yaklaşık 23 milyar TL’lik kayıt dışılığı ifade etmektedir.
HAL KAYIT SİSTEMİ
Hal kayıt sistemi; tüketiciyi koruyan insan odaklı bakış açımızla, kayıt dışılığı önleme hedefimizi birleştiren bir uygulamadır.
Bakanlığımız bünyesinde elektronik ortamda kurduğumuz hal kayıt sistemi ile meslek mensuplarını kayıt altına alacak, toptancı halleri arasında ortak bilgi paylaşımını ve iletişimi sağlayacağız.
Sistem sayesinde ticarete konu edilen sebze ve meyvelerin miktar ve fiyatlarına herkes ulaşabilecektir.
- Bu kanunun önemli bir kazanımı da “Ürün Künyeleri”dir.
- Artık sebze ve meyvelerin ambalajlarının üzerinde bulunması zorunlu olan ürün künyeleri sayesinde tüketiciler Hal Kayıt Sistemi’ni kullanarak tükettikleri ürünün nerede ve ne zaman üretildiğini öğrenme imkânına kavuşacaklar.
- Aralık 2011’de yayımlanan Hal Kayıt Sistemi Tebliği ile 1 Ocak 2012 tarihi itibariyle tüm sebze ve meyveler için ürün künyesi oluşturulacaktır.
LİSANSLI DEPOCULUK VE ÜRÜN İHTİSAS BORSACILIĞI
Lisanslı Depoculuk ve Ürün İhtisas Borsacılığı; ülkemizde tarım ürünleri ticaretinde yeni bir çığır açacak ve sektörde yıllardan beri yaşanan pek çok sorunu ortadan kaldıracak bir projedir.
Bu sistemle “Ürün Senedi”kavramını getiriyoruz.
- Üreticilerimiz; mahsullerini depolayabilecekleri sağlıklı, güvenli ve sigortalı depo imkânı elde edebilecektir.
- Fiyatların düşük olduğu hasat döneminde ürünlerini elden çıkarmak yerine lisanslı depolara koyarak, karşılığında aldıkları ürün senetlerini teminat olarak gösterip uygun koşullarda kredi kullanabileceklerdir.
- Ürünlerini borsa aracılığıyla pazarlayabilecek ve böylelikle ürünlerini daha kolay ve yüksek fiyata elden çıkarma imkânı elde edecektir.
- Tarıma dayalı ticaret ve sanayi sektöründeki işletmelerimiz; depo inşa etme maliyetinden kurtulacaklar.
- Bugüne kadar 6 lisanslı depo şirketine kuruluş izni verdik.
Lisanslı depo işletmelerince ürünlerin mülkiyetini temsil eden senetler çıkarılacak, ürünlerin ticareti bu senetler vasıtasıyla Ürün İhtisas Borsalarında gerçekleştirilecektir.
İNTERNET ÜZERİNDEN YAPILAN TİCARET
Elektronik iletişim alanındaki hızlı gelişmeler ve insanların bu alana ilgisi sonucu internet üzerinden ticaret hızla artmaktadır. Önümüzdeki yıllarda da bu artışın devam edeceği açıktır.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2011 yılına ilişkin verilerine göre;
- Türkiye genelinde evlerin %43’ü internet erişim imkânına sahiptir.
İnternet üzerinden alış-veriş yapma oranı da giderek artmaktadır.
- 2010’da internet kullanıcılarının %15’i internet üzerinden mal ve hizmet alımı gerçekleştirirken, 2011 yılında bu oran %19’a yükselmiştir.
- Bankalararası Kart Merkezi’nin raporuna göre Türkiye'de 2005 yılında internet üzerinden yapılan işlem sayısı 17 milyon 285 bindir. 5
- 2011’de 11 aylık sürede ise bu rakam yaklaşık olarak 7 kat artarak 121 milyon 665 bin olmuştur.
- Yine 2005’te internet üzerinden yapılan alış-verişlerin tutarı 1 milyar 800 milyon Lira ve işlem başına düşen tutar yaklaşık olarak 102 Liradır.
- 2011 yılında ise Kasım ayı sonuna kadar yapılan işlemlerin tutarı 2005’e göre 11 kattan fazla artmış ve 20 milyarı geçmiştir.
- İşlem başına düşen ortalama tutar ise 165 Liradır.
Uzaktan satış yönteminde, tüketicinin ürünü fiziki ortamda görmeden satın alması söz konusu olduğundan bu satış “riskli bir satış türüdür”.
Dolayısıyla; bu satış yöntemine ilişkin Kanun ve Yönetmelik ile tüketicileri koruyucu bazı özel tedbirler aldık.
Bunlar;
- Tüketicilerin sözleşmenin kurulmasından önce tam olarak bilgilendirilmesini sağlamak amacıyla mal veya hizmetin nitelikleri, başvuru mercileri, toplam satış fiyatı gibi bilgilerin yer aldığı bir form ile bilgilendirilmesi zorunluluğu getirilmiştir.
- Sipariş konusunun 30 gün içerisinde ifa edilmesi gereklidir.
- Ürünün tüketiciye tesliminden itibaren 7 günlük koşulsuz cayma hakkı vardır
- Cayma hakkının kullanılması durumunda ödenen bedelin 10 gün içerisinde iade edilmesi mecburidir.
Bakanlığımıza yapılan başvurular, ürünün belirtilen özelliklerde olmaması, özellikle teknoloji ürünlerinde cayma hakkının kullanımının engellenmesi, cayma hakkının kullanılması neticesinde bedel iadesinin yapılmaması ve siparişin teslim edilmemesi hususları üzerinde yoğunlaşmaktadır.
TÜKETİCİNİN KORUNMASI
Gelişmiş ekonomilerin temel özelliklerinden biri de hiç şüphesiz tüketici haklarına gösterilen saygı ve duyarlılıktır.
Gerek Bakanlığımca, gerekse 81 il ve 892 ilçede oluşturulan 975 tüketici sorunları hakem heyeti ile tüketici haklarının korunması ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik çalışmalarımız devam etmektedir.
Tüketici bilincinin artırılması amacıyla yaptığımız çalışmalar sonucu, Bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatına yapılan başvurular artmaktadır.
2011 yılının ilk 8 ayında Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine;
- 131 bin 898 başvuru yapılmıştır.
- Bu başvurulardan 97 bin 75’i tüketici lehine, 17 bin 362’si tüketici aleyhine sonuçlanmıştır.6
2011 yılında Bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatına;
- 28 bin 108 başvuru olmuştur.
- Bunların 16 bin 332’si tüketici lehine, 3 bin 431’i tüketici aleyhine sonuçlanmıştır.7
PİYASA GÖZETİMİ VE DENETİMİ
Bu sene okulların açılması öncesinde yaptığımız denetimlerde sağlıklı olmadığından şüphe duyulan toplam 132 farklı üründen numuneler alınarak gerekli tahliller yapıldı.
Yapılan denetimlerde, kırtasiye ürünlerinin %53’ünün, deri ürünlerinin ise %77’sinin sağlığa uygun olmadıklarını gördük ve toplattık.
Bakanlık olarak hedefimiz, tüketiciye sunulan tüm ürünlerin %100 güvenli olması ve halkımızın gönül rahatlığı ile bu ürünleri satın alıp, kullanmasıdır.
Bu denetimler sonucunda bu alanda uzman denetimci ihtiyacı olduğunu tespit ettik.
Bu çerçevede bu yıl Piyasa denetimi için tahsis edilen bin gümrük denetim uzmanını istihdam edip sadece denetim hizmetlerinde çalışmalarını sağlayacağız.
REKLAM KURULU
Ülkemizde yayınlanan her türlü reklam, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde bulunan Reklam Kurulu tarafından; şikâyet başvurularına istinaden veya re’sen ele alınan dosyalar üzerinden denetlenmektedir.
Kurul tarafından, hukuka uygun olmayan reklamlarla ilgili mevzuatta öngörülen yaptırımlar tavizsiz bir şekilde uygulanmaktadır.
Reklam Kurulu’na;
- 2010 yılında 2 bin 322,
- 2011 yılında 3 bin 39 başvuru yapılmıştır.
- Bu başvuruların %65’ini tüketiciler, %8’ini firmalar, %23’ünü kurum ve kuruluşlar,%4’ünü de re’sen ele alınan dosyalar oluşturmaktadır.
Bu oranlar bize, tüketicilerin, kendilerine ulaşan reklamlarla ilgili, henüz istediğimiz düzeyde olmasa da, önemli hassasiyete sahip olduğunu göstermektedir.
Reklam Kurulu;
- 2011 yılında bin 847 dosyayı karara bağlamıştır.
- İncelenen reklamların %89’unda yasanın ihlal edildiği görülmüştür.
- Bu yıl içinde uygulanan toplam idari para cezası ise 19,5 milyon liradır.
KOOPERATİFÇİLİK STRATEJİ BELGESİ
Türkiye Kooperatif tarihinde bir ilk olan Türkiye Kooperatifçilik Strateji Belgesi'ni hayata geçiriyoruz.
Türkiye kooperatifçiliğinin vizyonunu belirleyen “Türkiye Kooperatifçilik Strateji Belgesi” ile şunları amaçlıyoruz.
- Kooperatifçiliğe daha elverişli bir ortam oluşturmak,
- Sektöre olan güveni artırmak,
- Verimsiz ve etkin olmayan uygulamaları kaldırmak,
- Sürdürülebilirlik, rekabet edebilirlik ve yenilikçiliği sağlamak,
- Sektörün yaşadığı sorunlara çözüm oluşturmak,
- Kooperatifçiliğe yeni bir ivme kazandırmak.
REKABET KURUMU
Bakanlığımızın ilişkili kurumlarından olan Rekabet Kurumu 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u uygulamakla yükümlüdür.
2011 yılında Rekabet Kurumu özellikle bankacılık hizmetleri, günlük gazete reklam yeri, otomotiv, GSM hizmetleri, tüketici elektroniği ve bira gibi sektörlere yönelik tamamladığı soruşturmalarla önemli hizmetler gerçekleştirmiştir.
4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 3. fıkrası uyarınca teşebbüslere esastan verilen para cezası miktarı 2011 yılında 460 milyon TL’ye ulaşmıştır.
2010 yılı ile karşılaştırıldığında Rekabet Kurumu tarafından 2011 yılında esastan verilen para cezalarında 12 kata yakın bir artış görülmektedir.
- Rekabet Kurumu’na bildirilerek izin alınması gereken birleşme-devralmalara ilişkin Tebliğ 2011 yılında yürürlüğe girmiştir.
Bu Tebliğ ile, Kurumun iş yükünün birleşme-devralma işlemlerine yoğunlaşması ve teşebbüslerimize daha fazla hukuki belirlilik sağlanması, amaçlanmaktadır.
Değerli Meclis Üyeleri ve Kıymetli Misafirler;
Sizlere İstanbul Ticaret Odası’nın çalışmaları ülkemizin ekonomisine ve İstanbul’a katkılarınız için teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
1 Pricewaterhousecoopers (PWC Uluslararası Danışmanlık Şirketi) 2007 tarihli “Dünyada En Büyük Şehir Ekonomileri Hangileri ve bu 2020 Yılında Nasıl Değişecek?” başlıklı raporu.
Bu konuda 2007’den sonra yayınladıkları başka bir rapor yok.
2 İngiltere merkezli London School of Economist ve ABD’li düşünce kuruluşu Brooking Institution’ın ortak yayımladığı rapor.
3 (SDR: 1969 yılında Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından oluşturulan uluslararası bir ödeme ve rezerv aracıdır)
4 Hummels, “Time as a Trade Barrier” Purdue University, 2001
5 Bankalararası Kart Merkezi (BKM), kartlı ödeme sistemi içerisinde ortak sorunlara çözüm bulmak, ülkemizdeki banka ve kredi kartları kural ve standartlarını geliştirmek amacıyla 1990 yılında, 13 kamu ve özel Türk bankasının ortaklığı ile kuruldu.
6 Kalan başvurular ise bilirkişi incelemesi yaptırılan veya kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilen başvurulardır.
7 Başvuruların 7.396’sı incelenme aşamasındadır, 949’u ise ilgili diğer kurumlara yönlendirilmiştir.