Hayati YAZICI | Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Kamu işveren kurulunun değerli üyeleri, Kamu görevlileri sendikalarının ve konfederasyonlarının değerli temsilcileri, Sendikalarımız ve kamu işveren kurulu adına toplantılara katılan değerli uzman arkadaşlarım, Değerli basın mensupları,
Bu yıl sekizincisini yapacağımız toplu görüşmelerin ilk toplantısına hoş geldiniz.
4688 sayılı kamu görevlileri sendikaları kanununun yürürlüğe konulması, yönetsel anlayışımızın değişmesi ve personel sistemimiz açısından son yıllarda gerçekleştirilen en önemli adımlardan biridir.
Kamu yönetiminde artık "yöneten-yönetilen" ayırımından çok "yönetişim-birlikte yönetim" anlayışı egemen olmaya başlamıştır.
"Gün ışığında yönetim yasaları" dediğimiz, "açıklık, hesap verebilirlik, yönetime katılma, demokratik yönetim" kavram ve ilkeleri, yönetilenlerin, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarının yönetsel süreçlere gittikçe daha fazla iştirak ettikleri bir yapılanmayı öngörmektedir.
Çünkü kullanılan kamu kaynağı, yöneticilerin ve iktidar sahiplerinin elinde bir "ayrıcalık" değil, bütün toplum üyeleri adına onlara verilmiş bir "emanet"tir. Yönetime katılmanın en önemli aracı da şüphesiz sivil toplum kuruluşlarıdır. Eksiklikleri bulunmakla birlikte 4688 sayılı kamu görevlileri sendikaları kanununun yürürlüğe konulmasını çok önemli bir adım olarak görmemin sebebi, onların sadece senenin belli günlerinde maaş artış oranları ile ilgili olarak belli platformlarda kamu işveren kurulu ile pazarlık yapıyor olmaları değildir.
Asıl önemsediğim husus, bir karar alındığında, o kararı uygulayan kamu görevlilerini temsil eden sivil toplum kuruluşlarının, yönetim süreçlerine iştirakinin, daha sağlıklı karar vermemize ve daha sağlıklı işleyen bir kamu düzeni kurmamıza sağlayacağı katkıdır.
Değerli arkadaşlar,
2002 yılından beri kamu görevlileri sendikaları ile hükümeti temsilen kamu işveren kurulu arasında toplu görüşmeler gerçekleştirilmektedir.
Bilindiği üzere 4688 sayılı kamu görevlileri sendikaları kanununun 28 inci maddesi, toplu görüşmeleri; kamu görevlileri için uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, fazla çalışma ücretleri, harcırah, ikramiye, lojman tazminatı, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, tedavi yardımı ve cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ile bu mahiyette etkinlik ve verimlilik artırıcı diğer yardımlarla sınırlı tutmuştur.
Her ne kadar bu madde toplu görüşmelerin kapsamını kamu görevlilerinin mali haklarıyla sınırlı tutmuşsa da, 2004 yılından beri yapılan toplu görüşmelerde mali haklar dışında, kamu görevlilerinin çalışma şartları ve diğer hakları ile hizmet kollarının sorunları da gündeme gelmekte ve değerlendirilmektedir.
Toplu görüşme masası önemli bir platformdur. Üye sayıları 1 milyonu aşan sivil toplum kuruluşlarının hükümetimizi temsilen kamu işveren kurulu ile bir araya geldiği bu yapıyı önemsiyoruz. Çünkü 2 milyon kamu çalışanının gözü bu masadadır.
Ancak kamu çalışanlarının sorunlarının tespiti ve çözümü için tek platform bu masa değildir. Bu masanın ağırlıklı gündemi mali haklardır. Kamu çalışanlarının statülerinin, çalışma şartlarının, sorunlarının değerlendirilmesini 15 günlük bir çalışma takvimi ile sınırlamak doğru da değildir. Kamu çalışanlarının sorunlarını ve taleplerini, yılın tamamında katılımcı yönetim anlayışıyla değerlendirmek, gerektiğinde birlikte çalışarak çözüme giden yola ulaşmak temel hedefimizdir.
Geçmiş yıllarda gerçekleştirilen toplu görüşmelerde 4688 sayılı kanunun 28 inci maddesindeki sınırlamaya rağmen mali hakların dışında kalan konuların da görüşüldüğü ve konfederasyonlarımızla kamu işveren kurulu arasında uzlaşmaya varıldığı görülmektedir. Bilindiği üzere 2004, 2006 ve 2007 yıllarında mali haklar dışında kalan konfederasyon talepleri üzerinde, 2005 ve 2008 yıllarında ise mali haklar da dahil olmak üzere bütün konfederasyon talepleri üzerinde taraflar arasında uzlaşma sağlanmıştır.
Değerli katılımcılar
Toplu görüşmelerin başladığı 2002 yılından bu yana kamu çalışanlarımıza hep enflasyon oranının üzerinde maaş artışları sağlanmıştır. Öngörülen maaş artışlarının enflasyon oranının altında kalması durumunda aradaki farkın ödenmesi de taahhüt edilmiştir.
Elimizdeki verilere göre 2003 yılı hariç 2002-2009 döneminde ortalama memur aylıklarına yapılan artış, hep tüfe oranının üstünde olmuştur. En düşük devlet memuru aylığına yapılan artış ise 2003 yılı da dahil olmak üzere hep tüfe oranının üzerinde olmuştur.
Aile yardımı hariç ortalama devlet memuru aylığı 2002 yılında 568 tl iken, 2009 yılında 1.417 tl' ye, aile yardımı hariç en düşük devlet memuru aylığı da 2002 yılında 366 tl iken, 2009 yılında 1.067 tl'ye yükseltilmiştir.
Bu dönemin bir diğer özelliği düşük dereceli memurlara yapılan artışın, yüksek dereceli memurlara yapılan artıştan oransal olarak fazla olmasıdır. Bu da alt gelir grubuna yapılan bir iyileştirme olarak değerlendirilmektedir. 2002 yılında bir müsteşarın aylığı, 9 uncu derecenin 1 inci kademesindeki memur aylığının 7.2 katı iken, bu oran 2009 yılında 3.6' ya düşmüştür.
Geriye dönüp baktığımızda gerek hükümetimizin programlarında yer alan, gerek toplu görüşmelerde gündeme alınarak sonuçlandırılan bazı mali ve idari iyileştirmeleri şöyle sıralayabilirim:
- 1991 yılından sonra göreve başlayanlara 1 derece verilmesi (2004)
- Disiplin affı (2004)
- Açıktan vekil olarak atanan din görevlilerinin kadroya geçirilmesi (2004)
- Sağlık hizmeti yürüten ve ihtiyaç halinde evden çağrılan icapçılara nöbet ücreti verilmesi (2004)
- Çocuk yardımının 0-6 yaş grubunda artırımlı ödenmesi (2004)
- Disiplin kurullarında sendika temsilcisinin yer alması (2004)
- Acil yardım araçlarına kasko yapılması (2004)
-2006 yılı maaş artış oranlarının belirlenmesi ve kurumlararası maaş dengesizliğini gidermek üzere denge tazminatı ödenmesi (2005)
- 5YTL sendika aidatı ödenmesi (2005)
- Sözleşmeli personele kamu görevlileri sendikalarına üye olma hakkı tanınması (2006)
- Şehit eşlerinin naklen atamalarda özür grubu kapsamına alınması (2006)
- Key hesaplarının tasfiyesi (2006)
- Banka promosyonlarının ödenmesi usulünün belirlenmesi (2006)
- 2009 yılı maaş artış oranlarının belirlenmesi (2008)
Sendika aidatının toplu görüşme primine dönüştürülmesi ve 10 tl ye çıkarılması (2008)
- 657 sayılı kanunun 4/b maddesine tabi sözleşmeli personele eş durumundan nakil hakkı ve askerlik dönüşü ile istifa sonrası yeniden atanma hakkı tanınması(2008)
- Belediye itfaiye ve ambulans araçlarına kasko yapılması (2008)
- Kamu personelinin eğitiminde sendikalarla işbirliğine gidilmesi (2008)
- Sendika ve konfederasyonlarımızın talepleri doğrultusunda çeşitli konularda uygulama sorunlarını çözmek amacıyla başbakanlık genelgelerinin yayımlanması (2003/37, 2005/14 ve 2009/12 sayılı başbakanlık genelgeleri) (2002,2004,2008)
Değerli arkadaşlarım,
Özellikle son iki yılda kamu görevlileri sendikalaşma oranında % 5'lik bir artış görülmekle birlikte kamu görevlileri sendikacılığımız henüz arzu edilen düzeyde değildir. Son altı yıla ilişkin sayısal değerlere bakıldığında kamu görevlileri sendikacılığı alanında sendikalaşma oranının, % 50 - % 60 civarında bir seyir izlediğini görmekteyiz.
Dünyada bazı ülkelerdeki sendikalaşma oranları ise şöyledir:
Avusturya % 70, İngiltere % 70, Norveç % 90, İsveç % 84, Kanada % 86, İrlanda % 92, Hollanda % 53, Fransa % 18, Macaristan % 40, İtalya % 40, Avustralya % 47.
Bu durumun, sendikalarımızdan kaynaklanan sebepleri olabilir, sendikal mevzuatımızdan kaynaklanan sebepleri olabilir, nihayet yeni yönetim anlayışına uyum sağlamakta güçlük çeken idarecilerimizden kaynaklanan sebepleri olabilir.
Bu alanda işlevi olan kişilerin kendilerini yeniliklere uyum sağlayacak şekilde geliştirmeleri, eski alışkanlıklarından sıyrılmaları biraz zaman istemektedir.
Ancak kamu görevlileri sendikacılığımızın daha sağlıklı ilerleyebilmesi için öncelikle 4688 sayılı kanunun sekiz yıllık uygulaması sonunda ortaya çıkan sorunların sizlerle birlikte tartışılması ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kamu görevlileri sendikalarımız ve kamu işveren kurulumuz bunun bilincinde olduğu içindir ki 2008 yılı toplu görüşme sürecinde hazırlanan 4688 sayılı kanunun aksayan yönlerinin belirlenmesine ilişkin rapor'un çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığına ulaştırılması üzerinde mutabakata varmışlardır. Konfederasyonlarımızın ve devlet personel başkanlığımızın 4688 sayılı kanunun uygulanmasında ortaya çıkan sorunların giderilmesine ilişkin değişiklik önerileri çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığına iletilmiş olup, bu bakanlığımızca gerekli değişiklik hazırlık çalışmaları sürdürülmektedir.
Arzu etmekteyiz ki kamu görevlileri sendikalarımız, önümüzdeki dönemde daha iyi şartlarda kendisini ifade etme imkanı bulacaktır.
2010 yılı toplu görüşme sürecinin sendikalarımıza ve tüm kamu çalışanlarımıza hayırlı olmasını diliyorum.