Hayati YAZICI | Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı

7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ 2009-2010 YILI AÇILIŞ TÖRENİ

7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ AÇILIŞ KONUŞMASI


7 Aralık Üniversitesi'nin değerli mensupları,

Saygıdeğer öğretim üyeleri,

Sevgili öğrenciler,

Değerli basın mensupları,

Sözlerimin başında, 2009- 2010 Akademik Yılı'nın, ülkemizdeki bütün üniversitelerimiz için hayırlı olmasını diliyorum.

Burada, 7 Aralık Üniversitesi gibi kuruluşu henüz çok yeni olan bir üniversitemizin yeni akademik yılını açmaktan dolayı ayrı bir mutluluk duyduğumu özellikle belirtmek istiyorum.

Üniversiteler yeryüzündeki insanlığın o güne kadar olan bilgi birikiminin derlendiği, belli bir yöntemsel bütünlük içerisinde ve en kolay anlaşılabilecek şekilde genç kuşaklara aktarıldığı yerlerdir.

Daha da önemlisi, bu bilgilerin eleştirel bir süzgeçten geçirilerek işlendiği, bunlardan yeni bilgilerin üretildiği yerlerdir üniversiteler...

Aklın ve bilimin en üstün otorite olarak kabul edildiği üniversiteler, hayata ve dünyaya bilimsel bir bakış açısıyla bakan, olayları bilimsel bir gözle yorumlayan kurumlardır.
Zihinlerimizi, bakış açılarımızı her türlü önyargıdan arındırarak gerçeği olduğu gibi ortaya çıkarmayı amaçlarlar.

Gerçek ise, hangi bilimsel alanda olursa olsun, farklı düşüncelerin, farklı görüşlerin özgür bir tartışma ortamında ortaya konularak tartışılmasından ortaya çıkar.

Üniversiteler bu özgür tartışmaların yapılabildiği, gerçeğin her türlü önyargıdan uzak bir şekilde araştırılabildiği kurumlardır.
Her türlü bilim ve düşünce faaliyetinin odağı olan üniversiteler sayesinde insanlık yüzyıllar içerisinde bilim, teknoloji ve felsefe alanında hızlı ilerlemeler kaydetmiş ve bu sayede insanlığın yaşam kalitesi önemli ölçüde artmıştır.

Üniversiteler insanlığın hep daha iyiye, daha güzele, daha doğru olana yönelme arzusunun cisimleştiği kurumlardır. Bu yüzden insanlığın sürekli ilerleyişi içerisinde çağdaş uygarlığın en vazgeçilmez unsurlarından biridir.

Çağdaş uygarlık seviyesine yükselmek isteyen her toplum, bu yüzdendir ki, çağdaş üniversiteler kurmak, varolan çağdaş üniversitelerine sahip çıkmak zorundadır.

Değerli arkadaşlar,

Bildiğiniz gibi, sanayi toplumundan bilgi toplumuna doğru hızlı bir dönüşümün yaşandığı günümüzde, bilginin önemi çok daha artmış bulunmaktadır.

İçinde yaşadığımız yeniçağda, zenginliği sağlayan şey bilginin kendisidir. Bilgi, dünya ekonomisinin başlıca hammaddesi ve en önemli ürünü haline gelmiş bulunmaktadır. Günümüzde zenginlik için gerek duyulan sermaye varlıkları arazi, bedensel emek, makineler ve fabrikalar değildir. Bunların yerini bilgi almış durumdadır.

Bu yeni dünyada bilgi, insanlara ve ülkelere eskiden olduğundan çok daha büyük bir güç, prestij ve zenginlik kazandırmaktadır.

Bill Gates'in (::Bil Geyts) kurduğu bilgisayar yazılım şirketi Microsoft (::Maykro-soft) sayesinde dünyanın en zengin adamı haline gelmiş olması bu gerçeğin çok çarpıcı bir örneğini oluşturmaktadır.

Dolayısıyla bilgi donanımı, hem tek tek gençlerimiz için hem de bir bütün olarak ülkemiz için aydınlık bir geleceğin vazgeçilmez şartıdır.

Bu yüzdendir ki üniversitelerimizin varlığı, içinde yaşadığımız bilgi çağında yaşamsal bir öneme sahiptir.

Eğitim ve bilimi dikkate almayan toplumların gelişemeyeceği, insanlık tarihinin bize öğrettiği açık bir gerçektir. Bilimden beslenmeyen ülkelerin, ne kadar yer altı ve yer üstü kaynaklara sahip olurlarsa olsunlar, uluslararası alanda başarı sağlamaları ve öncü duruma gelmeleri mümkün değildir.

Dolayısıyla, ülkemizin asıl gücünü oluşturan değer, kendi üniversitelerinde işlediği ve üretttiği bilgidir. Diğer alanlarda da güçlü olmak elbetteki önemlidir ve ülkemiz hiç kuşkusuz her alanda güçlü olmalıdır ama bu gücün kalıcı olmasını istiyorsak, üniversitelerimizi mutlaka dünyayla rekabet edebilecek ölçüde bilgi üreten kurumlar haline getirme hedefinden asla sapmamalıyız.

Bu önemli hedef için üniversitelerimizin dünyaya açık olmaları son derece büyük bir önem taşımaktadır. Üniversitelerimiz dünyadaki bilimsel gelişmeleri elbetteki çok yakından takip etmelidirler. Ama bununla da kalmayıp önemli küresel trendler ve değişim süreçleri yakından izlenerek dünyanın ne yöne doğru evrildiği mutlaka dikkatle takip edilmelidir.

Şurası çok açıktır ki, bilgi teknolojilerinin ve özellikle de internetin inanılmaz bir hızla geliştiği günümüzde, dünyanın en ücra köşelerinden bile dünyaya pencerelerimizi açmak ve dünyanın nabzını tutabilmek artık çok kolay ve çok ucuz hale gelmiştir.

Değerli katılımcılar,

Öte yandan, üniversiteler bünyelerinde barındırmaları gereken özgür düşünce ve tartışma ortamıyla demokrasinin ve demokrasi kültürünün en büyük teminatıdırlar.

Tersinden bakıldığında, üniversitelerin birtakım siyasî manipülasyonların aracı haline dönüşmesi kabul edilebilir bir şey değildir. Bilim adamlarının, objektif gerçeklerin değil, kimi ideolojik kalıpların savunucusu haline gelmesi, bir ülke için en büyük tehlikelerden biridir. Böylesi bir durum, sadece üniversitelerin içten içe çürümesine sebep olmayacak, ülkeyi de, aynı şekilde, içten içe çürütecektir.

Bu yüzdendir ki, üniversitelerimize sahip çıkmak, üniversitelerin bilimsel temeller üzerinde özgür birer tartışma platformu olmalarını sağlamak, bu toplumda, bu ülkede yaşayan hepimizin görevidir.

Bu noktada, üniversiteyi üniversite yapan en temel unsurlardan birinin
üniversite bünyesindeki gençler olduğunu vurgulamak isterim.

Üniversitelerin bünyesindeki bilimsel ruhu asıl canlı tutan şey öğrencilerin genç dimağlarındaki öğrenme arzusudur. Bu bakımdan, üniversitelerdeki akademik atılımlarının gerçek itici gücü öğrencilerdir.

Buradan genç arkadaşlarıma seslenmek istiyorum...

Üniversite size bir diploma kazandırmanın çok ötesinde, kendinizi tanıma, dünyayı tanıma fırsatını bulabileceğiniz mekandır. Buradan mezun olduğunuzda, kendini bilen, dünyayı bilen, insanî olgunluğa ve toplumsal sorumluluk bilincine sahip bireyler olarak hayata atılmanız en büyük temennimizdir.

Üniversitede geçireceğiniz yıllar içerisinde her alanda kendinizi geliştirmeye azami gayret göstermelisiniz. Bugün atacağınız küçük adımlar bütün bir ömrünüzün akışını belirleyecek önemdedir.

Bu nedenle üniversite yıllarınızın değerini iyi bilmeli, bu yılları geleceğinize en iyi şekilde bir yatırıma dönüştürmelisiniz.

Unutmayın ki büyük bir milletin aziz evlatlarısınız. Bu milletin değerlerini sizler yaşatacaksınız. Geleceğin Türkiyesini sizler omuzlayacaksınız.

Değerli konuklar,

Sözlerimin bu noktasında, hükümetimizin yüksek öğrenim alanında yaptıklarından da kısaca söz etmek istiyorum.

İktidara geldiğimiz günden beri, eğitimin kalitesini artırmak, üniversitelerimizin dünya ile rekabet edebilecekleri bir zemini inşa etmek ve üniversitelerimizi özgür düşüncenin merkezi haline getirmek, hükümetimizin büyük hedeflerinden biri oldu.

Üniversitelerin eğitim olanaklarını geliştirilmesi, eğitim sürecinden mahrum hiçbir öğrencimizin kalmaması öncelikli hedeflerimiz arasındadır.

İktidarımız döneminde eğitime ayrılan bütçenin miktarı eğitim alanındaki kararlılığımızın somut bir göstergesidir.

Rakamsal olarak ifade etmek gerekirse, Milli Eğitim Bakanlığımızın 2002 yılında bütçeden aldığı pay 7,5 milyar TL iken, bu yıl bu rakam yüzde 267'lik bir artışla 27,5 milyar TL'ye yükselmiştir.

Aynı şekilde 2002 yılında 2,5 milyar TL seviyesinde olan yüksek öğretim bütçesi de 2009 yılında yüzde 252'lik artışla 8,8 milyar TL'ye yükselmiştir.

2003-2009 yılları arasında 41'i devlet, 22'si vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 63 yeni üniversitenin kuruluşunu gerçekleştirdik ve şu anda 81 vilayetimizin tamamında üniversite bulunuyor. Yani üniversitesi olmayan ilimiz yok artık.

Böylece, bütün Türkiye'de 94'ü Devlet, 45'i vakıf üniversitesi olmak üzere toplam üniversite sayısı 139'a ulaşmış bulunuyor.

Yine aynı dönemde bu üniversitelere toplam 261 yeni fakülte, 72 yeni yüksek okul ve 134 yeni enstitü ilave edilmiştir.

Öte yandan, burs ve kredi miktarlarında da ciddi iyileştirmelere imza attık. 2002 yılına göre yüksek öğretim öğrencilerinin aylık kredi ve burs miktarlarında yüzde 300'lük bir artış sağladık.

Eğitim konusunda hükümet olarak imkânlarımızın azamisini kullanarak, Türkiye'nin yarınlarını emanet edeceğimiz çocuklarımıza en iyi eğitim standartlarını sunmak için samimiyetle çalışıyoruz.

Bütün bu gelişmelere rağmen elbette eksiklikler, sorunlar olacaktır. Ama varolan eksiklikleri gidermek, varolan sorunları çözmek için iktidardayız ve bu konuda cesur adımlar atmaktan bir an olsun geri kalmayacağımız bir gerçektir.

Değerli arkadaşlar,

Üniversiteler kendi içlerine kapalı birer bilgi üretim merkezi değildirler. Tam tersine, üniversiteler aynı zamanda, kuruldukları bölgeler için önemli bir bölgesel kalkınma aracıdırlar. Kurulan her üniversite, bulunduğu bölgenin ekonomisinde, sosyal ve fiziksel altyapısında ve yaşam kalitesinde önemli gelişmeler sağlamaktadır.

Bu nedenle 2007 yılında akademik hayatına başlayan 7 Aralık Üniversitesi'nin Kilis ilimiz için önemli bir fırsat olduğunu düşünüyor ve Kilisli vatandaşlarımızın bu üniversiteye her açıdan sahip çıkarak bu fırsatı iyi değerlendireceğine inanıyorum.

Bu üniversitemiz, tarıma dayalı sanayinin yoğun olduğu bu bölgede, yörenin ihtiyaçlarını dikkate alarak araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde bulunabilir. Ve bu şekilde, yerel iş imkânlarının yaratılmasında ve istihdamın artırılmasında önemli bir rol oynayabilir.

Üniversite bölgeyi ve bölge insanını yakından tanıyan uzmanlar yetiştirerek bu uzmanlar yoluyla bölgemizde yürütülmekte olan çeşitli sosyal, kültürel ve yatırım projelerinin daha etkin bir şekilde yürütülmesini sağlayabilir. Değişik araştırma fonları, bölgesel fonlar ve diğer finansal kaynaklardan bölgenin etkin bir şekilde yararlanmasını sağlayabilir. Bölge kalkınmasını sağlayacak işletmelere bilgi ve teknoloji desteği verebilir.

Kilis'in bir sınır ilimiz olması dolayısıyla buradaki üniversitemiz farklı bir önem kazanmaktadır. Bu bölgemizde özellikle Suriye ile çok yakın sosyal, kültürel ve ticarî ilişkiler bulunmaktadır. Bu çerçevede 7 Aralık Üniversitesi ile Suriye Halep Üniversitesi arasında işbirliği oluşturulması çok sevindiricidir. Bu hem iki ülke arasındaki dostluğun pekişmesini sağlayacak, hem de bölge halklarının kalkınmasına önemli bir katkıda bulunacaktır.

Bu noktada üniversite bünyesinde kurulabilecek olan sektörel laboratuarlardan da söz etmek isterim.

Tarımsal ürün artışının beklendiği GAP bölgesinde üretim ve sonrasındaki aşamalarda ürün analizleri yapmak amacıyla üniversite bünyesinde, bölge sanayicilerinin taleplerine açık sektörel laboratuarlar oluşturulması önemli bir ihtiyaca cevap verecektir. Bu şekilde bölgede organik tarım etkin hale getirilebilir, tarımsal sorunlara çözümler üretilebilir üreticiler çok daha bilinçli bir hale getirilebilir.

Bu ve benzeri alandaki çalışmalarıyla 7 Aralık Üniversitemizin bölgeye refah getireceğine ve bölge insanımızın yaşam kalitesini büyük ölçüde artıracağına hiç kuşku yoktur.

Buradaki üniversite sayesinde Kilis'in ülkemizin diğer bölgeleriyle iletişimi büyük ölçüde artacak, bu da bölgenin dışarıya açılarak daha zengin bir kültürel yapıya kavuşmasını sağlayacaktır.

Yeni kurulan bir üniversite olması nedeniyle 7 Aralık Üniversitemizin bazı sorunları olduğunu biliyorum. Ama bu sorunların başta değerli rektörümüz olmak üzere akademik ve idari tüm üniversite personelinin fedakâr çabalarıyla çok kısa bir zamanda çözüleceğine yürekten inanıyorum.

Sözlerime burada son verirken, hepinizin huzurunda, bu üniversitenin kurulması için emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyor, 2009-2010 akademik yılının hepimiz için, bütün ülkemiz için tekrar hayırlı olmasını diliyorum.

 

 16 Ekim 2009