Hayati YAZICI | Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı

1. ULUSLARARASI MÜZAKERECİ DEMOKRASİ SEMPOZYUMU

İstanbul Aydın Üniversitesi'nde düzenlenen ''1. Uluslararası Müzakereci Demokrasi Sempozyumu''nun açılışında konuşan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Türkiye'deki demokratikleşme sürecinin; 23 Aralık 1876'da, 1. Meşrutiyet döneminde ilan edilen Kanuni Esasi ile başladığını belirtti. Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, demokrasinin derinlik kazanmasının, Türkiye'nin aydınlık geleceğinin en büyük teminatı olacağını söyledi. Yazıcı, bu ilk demokrasi denemelerinin ülkenin kaderini değiştiremediğini, hızla dağılmaya ve çökmeye yüz tutan Osmanlı devletinin kısa süre sonra yıkıldığını söyledi. Yazıcı, Osmanlı Meclisi Mebusanı'nın aldığı Misakı Milli kararlarının, Anadolu'daki milli mücadele hareketine önemli bir toplumsal meşruiyet kazandırdığını ve Ankara'da oluşturulan Türkiye Büyük Millet Meclisinin, milli mücadele meşruiyetini milletin kendisinden alarak demokratik mekanizmalarla sürdürdüğünü kaydetti.TBMM'nin en ağır savaş şartları altında bile ''Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir'' sözünü şiar edinerek demokratik karar alma mekanizmalarını sonuna kadar işlettiğini ve halktan aldığı büyük destekle ülkeyi, milleti mutlak bir yok oluştan kurtardığını ifade eden Yazıcı, milli mücadelenin önderi Mustafa Kemal Atatürk'ün de dünyanın ne yöne gittiğini okuyabilen bir lider olarak milletin TBMM kazanımını savaş sonrasında Cumhuriyet ile taçlandırdığını kaydetti.

SAĞLAM TOPLUMSAL TEMEL
Yazıcı, Türkiye'de demokrasinin Avrupa'daki tarihsel şartlar içerisinde kök salıp gelişmemiş olsa da insanların demokrasiyi var olma mücadelesinin şartlarında sindirdiğini, milli iradeyi ve halkın azim ve kararlılığını her türlü toplumsal konuda, vazgeçilmez bir istikamet belirleyici olarak gördüğünü vurguladı. Türkiye'deki demokrasi kültürünün batıdakinden farklı da olsa çok sağlam bir toplumsal temele dayandığını ve bunu çok önemsediğini ifade eden Yazıcı, şunları kaydetti: ''Ne var ki günümüzün değişen dünya şartlarında artık demokrasiyi, seçimlerden seçimlere halkın görüşüne müracaat edilen bir sistem olmaktan çıkarmalıyız. Demokrasimizi toplumsal yaşamın tüm mekanizmalarına yaymalı ve böylece demokrasimize bir derinlik kazandırmalıyız. Halkın, tabandan tavana doğru, demokratik yönetim süreçlerine doğrudan katılabildiği bir ülkede millet iradesinin en gerçek anlamıyla ortaya çıktığına hiç kuşku yoktur. Demokratik karar alma mekanizmalarına aktif olarak katılan güçlü bir sivil toplum, ülkenin bütünü için en doğru, en faydalı, en hayırlı olan ne ise hiç kuşkusuz onda ittifak edecektir. Bu bakımdan demokrasinin derinlik kazanması, ülkemizin aydınlık geleceğinin en büyük teminatı olacaktır. Dünyanın çalkantılı sularında bizi bütün fırtınalara rağmen güven içinde geleceğe taşıyacak tek bir gemimiz var; o da demokrasiden başka bir şey değil. Bizi bir arada güvenle geleceğe taşıyacak olan demokrasimiz ne kadar sağlam olursa geleceğimiz de o kadar sağlam olacaktır.''

HIZLI DEĞİŞİM
Hayati Yazıcı, Berlin duvarının yıkılmasından sonra dünyanın çok hızlı bir şekilde değiştiğini ve bu değişimin hala sürdürdüğünü ifade ederek, bu nedenle değişen dünyayı anlayabilmek, ona ayak uydurmak için yeni kavramlara yeni bakış açılarına ihtiyaç duyduklarını kaydetti.
Bazılarının inatla yapmaya çalıştığı gibi 50-100 yıl öncesinin kavramlarıyla ve anlayışlarıyla, bugünün ele avuca sığmaz dünyasını anlayabilmenin mümkün olmadığını dile getiren Yazıcı, günümüzde toplumsal gelişmeler çerçevesinde demokrasinin de yeni açılımlar kazanan bir kavram olduğunu söyledi. Yazıcı ''Toplum olarak nasıl ki dünyadaki değişim ve dönüşümleri yakından takip ediyor ve ülkemizin çağdaş uygarlık istikametinde değişmekte oluşunu büyük bir heyecanla karşılıyorsak, aynı şekilde demokrasi kavramının kazandığı açılımlara da dikkatimizi yöneltmeliyiz. Bu konudaki en büyük görev ve sorumluluk siz değerli bilim adamlarına düşüyor'' diye konuştu. Yazıcı, üniversitelerin bulundukları yeri lamba gibi aydınlatan kurumlar olduğunu belirterek, hükümetin bu noktada yoğun çalışmalar içinde bulunduğunu, geleceğe yönelik gençliğe yatırım yapmak ve Türkiye'nin geleceğini sağlam nesillere teslim etmek çabası içinde olduğunu söyledi. Türkiye genelinde 40'ı kamu, 13'ü de vakıf üniversitesi olmak üzere 53 yeni üniversitenin açıldığını anımsatan Yazıcı, Hakkari'den Şırnak'a, Artvin'e kadar bütün illerde üniversite kurduklarını ve bu sayının daha da artmasını istediklerini bildirdi.
15.04.2009